13/11/2008 ·

Siyasi Partiler Değişime Ayak Uyduramıyor

İki partili siyasi hayatın başladığı 1946’dan bu yana 10’larca parti kuruldu. 20’den fazlası darbelerle, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarıyla kapatıldı. Dikiş tutturabilmiş bir parti yok siyaset kurumunda. CHP’nin resmi ideolojinin partisi olması sebebiyle aynı isimle siyaset sahnesine dönebilmesi sebebiyle cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kendi ismiyle kalabilmiş tek parti. Ayakta kalabilmesinin sebebi değişime ayak uydurabilmesi değil; jakoben bir zihniyete sahip olması ve bu zihniyeti savunan belirli bir zümrenin bulunmasıdır hala hayatta kalabilmesinin nedeni.


Siyasi partilerin Anayasa Mahkemesi’nce kapatılmaları tabii ki siyaset kurumunun olgunlaşmamasında, buna bağlı olarak da siyasi partilerin olgunlaşmamasında etkili olmuştur. Hakeza darbelerle siyasi partilerin kapatılması da aynı soruna olumsuz anlamda katkıda bulunmuştur. Fakat tek neden olarak parti kapatmaları görmek anlamsızdır. Türkiye’ni siyasi partiler çöplüğüne dönmesinin diğer bir nedeni de siyasi partilerin değişime ayak uyduramamaları, Türkiye’nin ve halkın değişim hızını yakalayamamaları, diğer bir deyişle sürekli artan ve değişen beklentileri karşılayamamalarıdır.


Türkiye’de bir zamanlar merkez sağ olan iki parti ANAP ve DP, bugün itibariyle Türkiye siyaset arenasında hiç konumundadırlar.  1999 seçimlerinden bu yana iki parti de merkez sağ özelliklerini kaybetmişlerdir.  Ya MHP’ye ya da AKP’ye karşı başarılı olamamışlardır.  2009 yerel seçimleri için de bir şeyler vaat edecek konumda değildirler. Bir zamanların iktidar partileri olan bu iki partinin çöküş yolunda değişimi ve toplumun değişime olan açlığını anlamaları yatmaktadır.


Her iki parti de Türkiye’nin 90lı, koalisyon yılları, yıllarında kısır döngülere gömülmüş, sadece birbirlerini suçlayarak, üretmeyerek, geliştirmeyerek, çözüm bulmayarak siyaset yapmaya çalışmışlardır. Bu da gittikçe artan yoksulluk, işsizlik, terör, kentleşme gibi sorunlarda bu siyasi partilerin hiçbir çözüm sunamamasına yol açmıştır.  Amacı var etmek olmayan, kendine rakip gördüğü partiyi yok etmeyi gaye edinmiş siyasi partilerden halkın “gerçek sorunlarına” çözüm bulmaları da beklenemez.  Bu siyasi partiler kendilerine devletin biçtiği rolü güzelce oynamışlar ve siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kalmışlardır.


ANAP ve DYP’nin halkın beklentilerini karşılayamaması, AKP’nin kurulmasına neden olmuştur. AKP bir ihtiyacın ürünüdür. Bu siyasi partilerin kenara çekilmesiyle, AKP siyaset meydana girmiştir. Ve çoğunluğu sağ seçmen olan insanların oylarıyla iktidara gelmiştir. AKP’nin 2002 seçimlerindeki diğer partilerden temel farkı ortaya koyduğu sorunlar ve onların çözümleri değildir. Çünkü CHP de dahil her siyasi parti türban sorunun çözeceğini söyler, Kürt meselesine yeni bir anlayışla yaklaşacağını söyler. 2002 seçimlerinde AKP’nin farkı üslubudur. AKP kendine değişimi ve çağdaşlaşmayı düstur edindiği için halk AKP’yi iktidara layık görmüştür.


AKP 2002-2005 yılları arasında söz verdiği gibi hareket etmiştir. 8 tane reform paketini geçirmiş, AB yolunda kararlılıkla yürümüş, bu sayede de Türkiye müzakerelere başlamıştır. Kıbrıs’ta devletin resmi yaklaşımına karşı çıkmış, BM barış planından yana tavır koymuş, Kıbrıs’ta Türkiye’nin barışçıl tavrını dünyaya ilan etmiştir.  Kürt meselesinde de aynı şekilde ezber bozan bir siyaset izlemiştir. Demokratikleşme ve çağdaşlaşma adımları ardı ardına atılmıştır. Her ne kadar Şemdinli’de devletin içindeki çetelerin kanlı planlarına boyun eğse de 27 Nisan muhtırasına direnerek yine farklılığını ortaya koymuş ve yüzde 47 ile iktidar olmuştur.


Seçimlere yeni bir anayasa sloganıyla giren AKP’nin kısa sürede bu amacından vazgeçmesi, hazırlanmış bir anayasayı rafa kaldırması tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Mesele anayasa ile sınırlı kalmamıştır. AKP okyanusun ortasındaki rotasız gemi rüzgâr nereye eserse oraya gitmektedir.  AB rotasına AKP 2005’den bu yana gözlerini kapamıştır. Erdoğan’ın Ankara kriterleri de zaten temelsizdir ve parti kapatma davalarıyla, türban kararlarıyla kendini göstermiştir. Görülen o ki bu aralar TSK ve Ankara rüzgârları (!) güçlü esmektedir.  Erdoğan’ın söylemleri ve seçimden bu yana bir şeylerin yapılmaması bunun bariz göstergesidir.


AKP, değişim isteyen farklılık isteyen halkın isteklerini karşılayamamaktadır. Halkın değişimden anladığı sorunlarının çözülmesidir. 85 yıllık tecrübe gösteriyor ki bugüne kadar yapılanlarla sorunlar çözülmüyor. Buna bağlı olarak da halk Ankara’nın bürokratik saçmalıklarından sıkıldı ve çözümü de dünya standartlarında bir yaşamda görüyor. AKP buna ayak uyduramıyor. Çünkü kapatma davasının ardından devletleşme sürecine girdi. Başbakan’ın “Biz doğru yerdeyiz, doğru yerde olmayanlar düşünsün.”  Sözü bunu göstermiyor mu? Ama şunu da belirtelim ki; başbakan şu an statükocuların, sabit fikirlilerin, “biz yaptık oldu” anlayışında olanların”, kısacası devletçilerin ve resmi ideolojinin tarafında; halktan ise çok uzakta.


Böyle giderse ne olacak sorusunun cevabını aslında verdim. Nasıl halk Türkiye’yi kısır döngülerle yerinde saydıran ANAP ve DYP’yi saf dışı bırakıp yerlerine AKP’yi yarattıysa ve iktidara getirdiyse, aynı şekilde kendi alternatifini kendisi oluşturacaktır. AKP devletleştikçe muhafazakârlardan, Kürtlerden, liberallerden, azınlıklardan, demokratlardan yani Türkiye’nin zencilerinden uzaklaşmaktadır. Türkiye’nin büyük çoğunluğunu oluşturan bu kitle sanılmasın ki; bu gidişatı izleyecektir. Geçmişe nazaran çok daha her şeyin farkında olan bu kitle siyasetin yeniden kısırlaşmasına izin vermeyecektir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (2) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

Yazan:uygarradikal | Tarih: 2009-02-19 07:59:58
Konu: Ana Sorun

Ana sorun işlemeyen parti içi demokrasi, iktidar olmak istemeyen bir ana muhalefet partisi, seçim barajları ve ortak amaçlar uğruna değil ortak lider arama heveslileri. Lider=Padişah, Halk=Tebaa kısacından çıkamama.

Selamlar

Bağlantı »

Yazan:uygarradikal | Tarih: 2008-12-20 14:23:18
Konu: Seçim Barajı

Seçim barajları bu tür bir alternatif oluşmasında en önemli engeldir. Yine de alternatif bir politik hareket için şans var. Çok tutarlı ve çok somut olarak halka anlatabilirse sorunları nasıl çözeceğini.

Selamlar

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »