12/2/2008 · Kategori: Genel Siyaset

Korkulardan Sıyrılmadan Olmaz

Türkiye toplumuna Cumhuriyet’in kuruluşundan beri korku pompalanıyor. Korku tüccarları gazetelerin başköşelerinden sivil toplum örgütlerine kadar yaşamımızın her alanındalar. Korkularla demokrasinin, insan haklarının önüne geçebileceklerini sanıyorlar.

Cumhuriyet’in kuruluşunda aman ülke bölünmesin diye bir etnisite yaratılmış.  Türkiye Türklerindir anlayışı kabul edilmiş. Çanakkale’den Şanlıurfa’ya kadar vatanın her köşesinde birlikte savaşmış olan Türk, Kürt, Laz halkları adeta yok sayılmış. Sırf bölünmeme korkusuna.

Daha sonra Amerikan emperyalizmi geliyor Demokrat Parti iktidarıyla. Demokrat Parti ülkeyi satıyor, Amerika’ya çalışıyor nutukları hiç eksik olmadı 1950’lerin Türkiye’sinde. Bir de anti devrimdi Demokrat Parti bazılarına göre.

Ardında komünizm korkusu sardı her tarafı. 3 tane genç ülkede rejimi değiştirecekler diye asıldı. Cadı avı gibi komünist avı yapıldı bu ülkede. Sanki komünist olmak suçlu olmak gibiydi. Gibisi fazla 141. Maddeden yargılanırdınız.

1980’lerde anarşi korkusu vardı. Darbeciler sağ olsunlar bir tane anarşist bırakmadılar. 1 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını sorguladılar, gözaltına aldılar. Bilmem kaç tanesine astılar. Onlara göre tüm sorun ülkedeki sağcı solcu anarşistlerdi. Koca devlet anarşist korkusuna kapıldı.

1990’larda terörün azmasıyla insanlar duygusallaştılar. Aman ülke bölünmesin diye Kürtçe albümler, kitaplar toplatıldı. Kürtçe albüm yapacağım diyenler linç edildi. O senelerde Kürt kelimesini ağza almak PKK üyesi sayılmak için yeterliydi.

1990’ların ortasında siyasal İslam’ın güç kazanmasıyla İran olma korkusu sardı her bir yanı. İranlaşıyorduk. Cumhuriyet kara çarşafa bürünüyordu. Fadime Şahin’lerimiz vardı. Bir siyasi parti öcü gibiydi.

2000’lerle Ak Partili yıllar başladı. Bu sefer tehlikenin şekli değişti. Artık İran olmuyorduk. Ilımlı İslam Cumhuriyet’ine dönüşüyoruz. Zaten model de belli. Malezya. Tüm bunlarla BOP’a ortak oluyor ABD’nin Ortadoğu Taşeronluğunu yapıyoruz.

Bir de türban var. Hani liselere girecek diye bazılarının tir tir titrediği.  Hani bizden olmayan, Arabistan’dan, Fransa’dan ithal edilen.  Mahalle baskısı da var tabii ki.  Türbanlı kızların başı açıklara uygulayacağı tekniklerden biri.

Sahi biz bu korkuları ne kadar daha çiğneyeceğiz.  Endişe duyalım; lakin bunu vehim noktasına vardırmayalım. Bırakalım bu korkuları bir kere olsun. Hep birlikte Cumhuriyet’in 100. Yılına koşalım.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:ikikanat | Tarih: 2008-02-13 10:26:54
Konu: slm

Ya nasibim deyip gülerek selamlaşmak saygıyla ikramda bulunmak bir yandan,paylaşımda bulunmak bir yandan da paylaşımları okumak hepsi Rab'bimin rızası için ne güzel değil mi?.
Bu sitenin güzel insanları hayırlı günler dilerim...

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »